
Görüntülenme Sayısı: 23
Güney Asya’da, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer alan ve 1 milyar 100 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Hindistan. Adresimiz, Hindistan’ın ekonomi ve kültür başkenti sayılan Mumbai. Türkiye’den uçuş süresi yaklaşık 6 saat. Zaman farkına gelince; Mumbai, Türkiye’den 2,5 saat ileri. Tropikal iklimin etkili olduğu şehirde, ziyaret için en uygun aylar muson yağmurlarının sona erdiği Ekim-Mart dönemi olarak gösteriliyor.
Mumbai, Hindistan’ın Maharaştra eyaletinin başkenti ve ülkenin en büyük şehri. Nüfusu yaklaşık 18 milyon. 16. yüzyılda Portekizliler buraya “güzel körfez” anlamına gelen ‘Bom Bahia’ ismini vermiş. Ancak 1661’de, Portekiz prensesi Catherina Braganza’nın İngiltere Kralı II. Charles ile evlenmesiyle bölge İngilizlere düğün hediyesi olarak verilmiş ve adı Bombay olmuş. 1996’da, milliyetçi Shiv Sena partisinin başlattığı kampanya sonucu, kentin koruyucu tanrıçası ‘Mumbadevi’nin adı benimsenmiş ve Bombay artık Mumbai olarak anılmaya başlanmış.
Kente gelir gelmez, ilk olarak Mumbai Limanı’nın hemen girişinde bulunan Hindistan Kapısı karşınıza çıkacaktır. 1911 yılında, İngiliz Kralı V. George ve Kraliçe Mary’nin Hindistan’a gelişini anmak için inşa edilen bu görkemli yapı, aynı zamanda Hindistan’ın bağımsızlık tarihinin önemli bir simgesi. 28 Şubat 1948’de, Hindistan bağımsızlığını kazandığında, son İngiliz askerleri de bu kapıdan ayrılmış. Bugün ise burası, rengârenk balıkçı tekneleri, Arap Denizi’nde turistleri gezdiren vapurlar ve sokak sanatçılarıyla Mumbai’nin en hareketli noktalarından biri.
Chatrapati Shivaji Terminus, eski adıyla Victoria Terminus, Mumbai’de görülmesi gereken en etkileyici mimari eserlerden biri. Gotik ve Hint mimarisinin birleştiği bu tren istasyonu, Hindistan’ın ticari kapısı olarak 1887’de inşa edilmeye başlanmış ve tamamlanması tam 10 yıl sürmüş. Taştan kubbeleri, küçük kuleleri ve sivri kemerleriyle Hindistan saray mimarisinden izler taşıyan bu yapı, bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Sokaklarına adım attığınızda, şehir bir anda farklı yüzlerini göstermeye başlıyor. Bir yanda iki katlı kırmızı otobüsler, siyah taksiler, üç tekerlekli ‘rickshaw’ adı verilen küçük araçlar, diğer yanda ise geniş caddeler, büyük meydanlar ve lüks plazalar. Geleneksel ve modern Mumbai’yi bir arada görmek isterseniz, Colaba bölgesine gidip Marine Drive boyunca yürüyüş yapabilirsiniz. Burası, gökyüzüne uzanan binaları, lüks otelleri, şık restoranları ve mağazalarıyla şehrin bambaşka bir yüzünü sunuyor.
Biraz da doğaya karışmak isteyenler için Kamala Nehru Parkı ve Asma Bahçeleri güzel bir durak olabilir. Mumbai’nin içme suyu depolarının üzeri yeşillendirilerek bir parka dönüştürülmüş ve bu yüzden de “Asma Bahçesi” olarak anılıyor. Buradan Mumbai Limanı’nın manzarasını izlemek, şehrin kaosundan uzaklaşmak için harika bir fırsat sunuyor.
Mumbai, aynı zamanda Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin en önemli figürlerinden biri olan Mahatma Gandhi’nin de uzun yıllar yaşadığı şehir. Bugün, Gandhi’nin Mumbai’de yaşadığı ev bir müzeye dönüştürülmüş durumda. Burada Gandhi’nin fotoğraflarını, kişisel eşyalarını ve onun büyük önem verdiği pamuk işleme tezgâhını görmek mümkün. “Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda, o benim itikatımın da son maddesidir.” diyen Gandhi, İngiliz sömürgeciliğine karşı Hint milli hareketinin 1919-1948 yılları arasındaki en önemli lideriydi. 30 Ocak 1948’de, radikal milliyetçi bir Hintli tarafından gerçekleştirilen suikastle öldürüldüğünde tüm Hindistan yasa boğulmuştu.
Şehirle ilgili en ilginç ve kendine has geleneklerinden biri de Dhobi Ghat, yani açık hava çamaşırhanesi. Burası, her gün binlerce çamaşırın yıkandığı dev bir alan. Çamaşır yıkayanlar, çamaşırları sabunlayarak büyük taş havuzlarda dövüyor, sonra elde sıkarak güneşte kurumaya bırakıyor. En şaşırtıcı olanı ise, bu işin babadan oğula geçen bir meslek olması ve çamaşırhane çalışanlarının çoğunun okuma yazma bilmemesine rağmen hiçbir çamaşırı birbirine karıştırmadan sahiplerine teslim etmeleri.
Mumbai’de belki de dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanamayacak bir meslek grubu daha var: Dabbavallahlar. Şehirde çalışan yüzbinlerce insan, öğle yemeklerini evde hazırlatıp iş yerinde yemeği tercih ediyor. Ancak erken saatlerde yola çıkan çalışanlar için, eşlerinin öğle yemeğini iş yerine ulaştırması mümkün olmadığından, devreye Dabbavallahlar giriyor. Her gün 100 binden fazla sefertası, bu sistem sayesinde Mumbai’nin dört bir yanına dağıtılıyor. Dökülmeden, soğumadan ve en önemlisi birbirine karışmadan.
Burası, kaotik, kalabalık ama bir o kadar da büyüleyici bir şehir. Dar sokaklarında yürürken sokak yemeklerinin baharatlı kokularını içinize çekebilir, tarihi istasyonlardan geçerek şehrin farklı yüzlerini keşfedebilir, güneşin batışını Marine Drive’da izleyerek Mumbai’nin geceye hazırlanan ışıklı siluetini görebilirsiniz. Tarihiyle, kültürüyle ve kendine özgü atmosferiyle Mumbai, keşfettikçe şaşırtan, her köşesi ayrı bir hikâye anlatan bir şehir.
Aydan Önder