Akdeniz’in Şövalyeler Adası: Malta

17 Temmuz 2025

Görüntülenme Sayısı: 7

Kimileri için romantik bir balayı adası, kimileri için bir dalış cenneti, kimileri içinse İngilizce öğrenmek için ideal bir destinasyon… Akdeniz’in incisi Malta, tarihi dokusu, turkuaz suları ve sıcak insanlarıyla büyüleyici bir ada ülkesi. İtalya’nın hemen altında, Libya’nın kuzeyinde konumlanan bu küçük ama kendine hayran bırakan ülke, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.

Malta Cumhuriyeti; Malta, Gozo ve Comino adalarından oluşuyor. Yaklaşık 400 bin nüfusa sahip olan adaya Türkiye’den uçuş sadece 2.5 saat sürüyor ve Türk vatandaşlarından vize istenmiyor. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü adada yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık geçiyor. Yıllık ortalama sıcaklık 22 derece civarında.

Malta’nın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskilere dayanıyor. Fenikeliler, Kartacalılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Normanlar, Fransızlar, İspanyollar ve son olarak İngilizler… Tüm bu medeniyetler adada izler bırakmış. Ancak Malta denince akla ilk gelen, şüphesiz Şövalyeler dönemi. Rodos’tan kovulan St. John Şövalyeleri, 1530’da Kanuni Sultan Süleyman tarafından Malta’ya yerleştirilmiş. 1565’teki büyük Osmanlı kuşatması ise ada tarihinin en önemli olaylarından biri olarak kayıtlara geçmiş.

Adanın Büyüleyici Noktaları
Valletta: UNESCO Listesindeki Başkent

Malta’nın kalbinde yer alan Valletta, 1980’de UNESCO Dünya Mirası listesine giren büyüleyici bir açık hava müzesi. II. Dünya Savaşı’nda ağır bombardımanlarla yerle bir olan şehir, yıllar süren titiz restorasyon çalışmaları sayesinde orijinal Barok mimarisine yeniden kavuşmuş. Daracık sokaklarında dolaşırken cumbalı rengarenk evlerin, görkemli sarayların ve tarihi kiliselerin oluşturduğu büyülü atmosfer sizi hemen içine çekecek.

Araç trafiğine kapalı olması nedeniyle Valletta’yı keşfetmenin en keyifli yolu yürümek. Şehrin ana girişinden başlayarak, kafelerin ve restoranların sıralandığı hareketli Cumhuriyet Caddesi’nde küçük bir mola verebilir, Maltese kahvesi eşliğinde şehrin ritmini hissedebilirsiniz. Öğle yemeği için ise geleneksel Maltız yemeklerini deneyebileceğiniz şirin bir mekan seçerek, bu tarih kokan sokaklarda unutulmaz bir gün geçirebilirsiniz.

Malta Katedrali
Şövalyeler tarafından Osmanlı kuşatmasından hemen sonra inşa edilen katedral, Barok mimarisinin en güzel örneklerinden. Tavanındaki St. John’un hayatını anlatan fresklerin tamamlanması tam 40 yıl sürmüş.

Şövalyeler Sarayı
Günümüzde parlamentoya ev sahipliği yapan saray, şövalyeler döneminden kalma eserlerle dolu. Özellikle Flaman goblenleriyle süslü salon ve dünyanın en önemli zırh koleksiyonlarından birini görmek için buraya uğramalısınız.

Yukarı Baraka Bahçeleri
Buradan Büyük Liman’ın muhteşem manzarasını seyredebilir, Osmanlı kuşatmasının izlerini taşıyan Vittoriosa ve Senglea gibi şehirleri görebilirsiniz.

Mdina: Ortaçağın Sessiz Şehri
Malta’nın eski başkenti Mdina, dar sokakları ve tarihi dokusuyla adeta bir film setini andırıyor. St. Paul’ün adaya geldiği yer olarak bilinen bu şehir, Malta’nın ilk kilisesine de ev sahipliği yapıyor.

Üç Şehirler (Birgu, Bormla, Isla)
Osmanlı kuşatmasında stratejik rol oynayan bu bölge, surları ve tarihi limanıyla dikkat çekiyor. Birgu’da tekne turu yaparak adayı farklı bir açıdan keşfedebilirsiniz.

Marsaxlokk: Renkli Balıkçı Köyü
Malta’nın renkli balıkçı köyü. 1565’te Osmanlı askerlerinin karaya çıktığı yer olarak bilinen Marsaxlokk, rengarenk “luzzu” tekneleri ve taze deniz ürünleriyle ünlü. Sahil boyunca sıralanan restoranlarda deniz mahsullerinin tadına bakabilirsiniz.

Gozo Adası
Malta’nın daha sakin ve bakir kardeşi Gozo, Yunan mitolojisinde deniz perisi Calypso’nun evi olarak geçiyor. Adadaki Ggantija Tapınakları, Stonehenge’den bile eski olup MÖ 3600-3000 yıllarına tarihleniyor. Maltalıların inanışına göre bu tapınakları dişi bir dev inşa etmiş!

Popeye Village (Temel Reis Köyü)
1980’de Robin Williams’lı Temel Reis filmi için inşa edilen köy, günümüzde eğlence merkezi olarak hizmet veriyor. Özellikle çocuklu aileler için keyifli bir durak.

Malta’da Ulaşım

Adanın sembollerinden biri de rengarenk eski model otobüsleri. Bakımlı ve sevimli bu otobüslerle adanın her köşesine ulaşmak mümkün. En uzak mesafe bile 45-50 dakikadan fazla sürmüyor. Ücretler oldukça makul (yaklaşık 50 sent). Taksi kullanacaksanız pazarlık yapmayı unutmayın, çünkü taksimetre pek kullanılmıyor. Araba kiralamak ise daha konforlu bir seçenek olabilir. Unutmayın, Malta’da trafik soldan akıyor!

Malta’dan Ne Alınır?

  • Geleneksel Malta Dantelleri: Maltalı kadınların “çivi işi” tekniğiyle ördüğü el yapımı danteller

  • Gozo Domates Salçası: Malta’nın güneşinde olgunlaşan domateslerin lezzeti

  • Gozo Peyniri: Keçi sütünden yapılan bu özel peynirin karabiberlisini deneyin

  • Cam Eşyalar: El yapımı renkli cam objeler

  • Şövalye Figürleri: Malta tarihine ait hatıralık biblolar

Dil Okulları Cenneti

Malta, İngilizce öğrenmek isteyenlerin gözdesi. 40’tan fazla dil okuluyla her bütçeye uygun eğitim seçeneği sunan ada, tatille eğitimi birleştirmek isteyenler için ideal.

Maltalıların Nazar Boncuğu: Luzzu Tekneleri

Marsaxlokk’ta gördüğünüz rengarenk balıkçı teknelerine “luzzu” deniyor. Maltalı balıkçılar, teknelerini kötülüklerden korumak için pruvaya mavi göz figürü çiziyorlar. Adanın en renkli fotoğraf karelerini bu teknelerle çekebilirsiniz.

Son Bir Not:

Malta, sadece 316 km²’lik yüzölçümüyle küçük görünebilir. Ancak bu küçük ada, tarihi, kültürü, doğal güzellikleri ve sıcakkanlı insanlarıyla büyük bir deneyim vaat ediyor. İster tarih turu yapın, ister denizin tadını çıkarın, Malta sizi fazlasıyla memnun edecek.

Aydan Önder

Yukarı