ANEMON

23 Nisan 2021

Anemon ya da dağ lalesi bu mevsimde gözde çiçeklerimdendir. Renkleri ve duruşları ile olağanüstü gizemlidirler. Sanki umut ile belirsizlik arasında ikilem yaşarlar, bu nedenle de naiflikleri öne çıkar. Demet halinde çok estetik görünürler, renkleri bizi coştururken vazolardaki duruşları da çok romantiktir.

Anemon pek çok ressama zarif görüntüsü ile ilham kaynağı olmuştur. Henri Matisse’in, “Mor Elbise ve Anemon” tablosunda kadının oturuşundaki naiflik ve renk uyumu vazodaki anemonlarla sanki işbirliği içerisindedir. 1950li yıllarda Raoul Dufy’nin empresyonist bakış açısıyla resmettiği, vazo içinde veya demet halindeki anemonları da çok hoştur ve empresyonistlerin bana göre dahi ressamı Claude Monet’nin anemonları içimde hep yaşama sevinci uyandırır, tıpkı baharın coşkusu gibi.

Görsel sanatlardan söz açılmışken, tesadüf olarak, aynı dönemin ressamlarından Toulouse-Lautrec’in yaşamını konu alan, yönetmenliğini Roger Planchon’un yaptığı, 1998 yapımı “Lautrec” adlı film de aklıma gelir; üstelik çok farklı bir çağrışım yüzünden. Filmde kontes annesini canlandıran ve iki yıl önce kaybettiğimiz Fransız oyuncunun ismi de Anémone’dur ve dilimizde pek çok çiçek adı insan ismi haline geldiği halde ‘anemon’ diye bir isim olmaması yüzünden bu bana hep ilginç gelmiştir.

Çarmıha gerilmiş İsa veya Meryem Ana tablolarında sık sık karşımıza çıkan kırmızı anemonların, herhalde kırmızı rengin dürtüyü çağrıştırmasından ötürü, İsa’nın kanına gönderme yaptığı söylenir. “Blue Anemone”, (Mavi Anemon) ise bir İsveç çocuk şarkısına konu olmuştur.

Anemon, fark ettirmeden edebiyat dünyasının da içine sinmiş ve şairlere ilham olmuştur. Lale Müldür’ün “Anemon” isimli kitabını da şiir severlere önerebilirim, bu kitabında şair iç sesini ve düşlerini çok hoş yansıtmıştır. Selahattin Yolgiden’in “Gün geceyi öldürdü, gördüm, /dar sokaklarda ağlıyor ardından kalanlar,/uyandığını sanan insanlar/ellerinde rengârenk anemonlarla geçiyor kaldırımlardan” diye başlayıp “Otelin kapısındayım, uykusuz,/ ellerimde kurumuş anemon demetleri,/uyanmış olmalısın: Günaydın!’’ diye biten “Anemon” şiiri de beni çok etkilemiştir.

Tabii ki pek çok çiçek ve bitki gibi anemonun da insan sağlığına yararlı antioksidan etkileri göz ardı edilemez. Ama benim için bundan da önemli olan bir özelliği daha vardır; birçok kadim inanca göre yeryüzündeki kötülüklere karşı savunmanın sembolü olarak kabul edilir. Bu da bana yüzyıllarca insan ruhunun sağlığına da güç verdiğini düşündürür. Anemonun doğa ile oldukça uyumlu yaşadığını, hatta yağmur yağacağı zaman o naif yapraklarını kapayarak bize haber verdiğini öğrendiğimde ne kadar derinliği olan, çok yönlü bir çiçek olduğunu da anlamıştım. Hem baharı müjdeleyip, hem de yağmurun habercisi olması, ayrıca sanatçılara ilham vermesi beni hep çok duygulandırmıştır.

Ama tüm bu özellikleri bir yana, anemonların bana yaptırdığı bir çağrışımın kalbimde özel bir yeri vardır. Yıllar önce Bebek’te ufak bir çiçekçi vardı. Baharın henüz başladığı sıralarda, şimdi eşim olan erkek arkadaşım bana orada papatyalarla çevrelenmiş bir anemon demeti hediye etmişti. O an çok duygulanmıştım; hem kadınsı duygularla hem de anemonun estetik ve naif duruşu beni çok etkilediği için. Bu yüzden, bu güzelim çiçeğin adı her geçtiğinde ilk ansıdığım şey hep erken bahar günü olur. Bu yüzden, diğer çağrışımları ne olursa olsun anemon benim için her şeyden önce ilkbahar rüzgârlarının habercisidir.

Füsun Aygölü

Yukarı