AYI

15 Mart 2021

Geçenlerde bir arkadaşım torununun uyku sorunu için beni aradı ve küçüğü uyutmayan korkulardan konuşurken söz, onun elinden bırakmadığı oyuncak ayısına geldi. Bu konuşma gözümün önüne kendi küçüklüğümdeki “yedek nesnemi” yani minik Teddy Bear ayıcığımı
getirdi. Onun kokusu, yumuşaklığı ve bana hissettirdiği güvenle ilgili tüm duygularım sanki yeniden canlandı. Çocukluğumun uzaklarda kalmış bu eşsiz dostuyla geçirdiğim günlere gidiverdim birden ve ona sarıldığım zaman duyduğum sımsıcak mutluluğu adeta yeniden
yaşadım.

Ayılar gerçek hayatta dağlarda veya nehir kenarlarında, masallardaysa daha çok mağaralarda yaşarlar ve doğada gücü ve güçlülüğü temsil eden ama biraz da korkuyla anılan vahşi hayvanlardır. Aynı zamanda bu güçlerinden ötürü, koruyucu bir dostluğun da sembolü haline gelmişlerdir. Çocukluğumuzda sığındığımız “yedek nesnelerimiz” olan “nunu-ayı”lar sempatik kahramanlarımızdır.

Bu yüzden, gerçek hayatta tartışmasız biçimde tehlikeli ve saldırgan olsalar da Türkçede
simgeleştirirken ayılara yüklediğimiz anlamlar, duygu durumlarımıza göre değişebilir. Bu da
ortaya ilginç bir tezat çıkarır: Bir yandan ayılar kaba saba, iri yarı ve tehlikelidirler ve bu
özellikleri açısından onlara benzeyen insanları betimlemek için küfür olarak kullanılırlar; diğer
yandan ise “yedek nesnelerimiz” olan ayıcıklar çok sempatik, pek sevimli ve alabildiğine
güvenilir yaratıklardır. Ayrıca da “Ayı Yogi”, “Ayı Paddington”, “Pooh Ayı” (Winnie the Pooh)
gibi çizgi film kahramanları olarak çocuk dünyasının önemli karakterleri haline gelmişlerdir.

Kısacası ayılar çocuk dünyasında gerçek hayata göre çok daha farklı bir anlama sahiptirler.
Örneğin, metabolizma bozukluğu olan, ön ergenlik döneminde kilolu bir erkek çocuğu
kilosundan duyduğu üzüntüyü ve arkadaşlarının acımasızlığını benimle, “Bana arkadaşlarım
şişmanım diye ayı diyorlar, oysa ayı çok sempatik bir hayvan” diyerek paylaşmıştı.

Arkadaşımın torununun korkulardan kaçmak için sığındığı dostu oyuncak ayıcık beni alıp
nerelere götürdü… Çağrıştırdığı şeyler arasında çocukluk anılarıma ilaveten, minicik buz
parçalarına sığınmış kutup ayılarının çaresizliği ve üzerinde arılar uçuşan kocaman bal
kovanlarının iştah açan görüntüsü de var ama galiba sizinle paylaşmak isteyeceğim en keyifli
çağrışım, Jean-Jacques Annaud’un bir ayı yavrusunun öyküsünü anlattığı ve başrollerini
gerçek ayılara oynattığı, César ödüllü “Ayı” filmi…

Füsun Aygölü

Yukarı