IHLAMUR

12 Temmuz 2021

Ihlamur ağacının kokusu mu, ihtişamlı görüntüsü mü, yoksa üzerinde açan doğa harikası çiçekleri mi beni daha çok etkilemiştir, bilemiyorum. Dayanıklılığının yanı sıra, Haziran ayından itibaren kente yayılan o etkin rayihası ile de insana huzur verir.

Yıllar önce bir Pazar günü akşamüstü radyo programlarının birinde yazar Selim İleri’nin konuşmasına rast gelmiştim. Şişli ve Bomonti’deki eski mekânları/yapıları anlatmaktaydı. Yazar o sakin ve hoş sesi ile beni bu eski semtlerinin yıllar öncesi görüntülerine götürmüş ve en önemlisi halâ apartmanların aralarında kalan arka bahçelerini anımsatmıştı. Şişli’nin bu arka bahçelerinde kalmış ağaçların çeşitliliği ve birbirine karışmadan rüzgâra karşı fısıldaşmalarıyla kokularının karışımı bu semti şehrin ortasında çekici hale getiren özellikleridir. Ve nedense, o günden beri bu programı anımsamak bana hep diğer ağaçlardan önce ıhlamur ağaçlarını çağrıştırır. Bu semtlerde saklı bol çiçekli ıhlamurların olağanüstü kokuları beni çocukluğumun rahatlığına götürür.  Eskiden bu semtlerde geniş bahçelerin içinde var olan iki katlı evler ve köşklerin yerini altmışlı yıllarda betebe suratlı, bitişik nizamlı apartmanlar almış ve o geniş bahçelerden kalan tek tük ağaçlar bu apartmanların arka bahçelerine sıkışıp kalmış ve kalan bu son ağaçlar da bakımsızlıktan veya bahçelerin giderek daha fazla betonla kaplanması nedeniyle gittikçe azalıyor olsa da var olan ıhlamurlar semt sakinlerinin yaşamına paha biçilmez bir keyif katmaya devam eder. Beşiktaş ile Teşvikiye arasındaki Ihlamur Kasrı’nın bahçesi, tarihi eser olarak dokunulmazlığı nedeniyle ıhlamur ağaçlarını nispeten geniş bir alanda görebildiğimiz bir yerdir. Bugün bu semt adını da benim sevgili ağacım ıhlamurdan alır. Benim de arka bahçemdeki ıhlamur ağacının kokusu neredeyse tüm mahalleyi sarar. Otuz yıla yakındır sürekli gördüğüm bu ağaç, kokusu ve ihtişamlı görüntüsüyle beni adeta büyüler. Arka terasım öğleden sonraları serinler ve koltuğuma oturup sevdiğim hafif bir müzik eşliğinde ilginç bir kitabı okurken ıhlamur kokusunun eşsiz rayihasıyla çok hoş zamanlar geçiririm.

Sanırım ıhlamur çiçeklerinin toplanma zamanının sonuna yaklaştığımız günlere denk gelen bu paylaşımımda içecek olarak özellikle son yıllarda ıhlamur çayını çok sık kullanmamın da etkisi var. Bir de, her yıl bu vakitlerde çok sevgili bir arkadaşımın hiç unutmadan bana bahçesinden getirdiği körpecik dallı ıhlamurların değeri de benim için bir başkadır.

Ihlamur ile yapılan içeceğin soğuk algınlığına, gribe ve öksürüğe iyi geldiği söylenir; özellikle çubuk tarçın, elma kabuğu ve limon karışımı ile kaynatılınca daha etkili hale gelir. Ayvayla olan karışımı ise çok güzel tatlar duyumsamama neden olur. Bu karışımın iş hayatımda sakin ve huzurlu olmamdaki katkısını yadsıyamam. Son yıllarda en sevgili içeceğim haline gelen ayvalı ıhlamur beni esendirir ve hatta birkaç fincan içince esnemelerle rahatlatır.

Ihlamur, edebiyattaki varlığıyla da ruhuma hoşluk katıp huzur veren bitkilerdendir. Onu en çok irdeleyip yazan yazarların başında gelen Selim İleri’nin “Bir Denizin Eteklerinde” adlı eserinde yer alan yalnızlığa dair betimlemeler ıhlamurlar ile anlam kazanmıştır. Nazım Hikmet “Sofya’dan” isimli şiirinde “Sofya’ya bir bahar günü girdim şekerim/Ihlamur kokuyor doğduğun şehir” dizeleriyle sevdiği kadına olan duygularını şehir ve ağaç betimlemeleri üzerinden aktarır. Kısa öykü üstadı Anton Çehov ise, birçok öyküsünde asma katlı, teraslı, beyaz evini ıhlamur ağaçları aracılığıyla anlatır.

Ünlü Dadaist sanatçı Max Ernst, yarattığı eserlerde duygularını resmederken ıhlamurun görüntüsünden yardım almış ve örneğin, “Uysal Ihlamur Ağacı” adlı tablosunda renkleri ve detayları ile ıhlamur ağacına adeta yeniden can vermiştir. Schubert’in “Der Lindenbaum” (Ihlamur Ağacı) adlı “lied”i ise bu güzelim ağacın müzik ile betimlenmiş halidir ve sözlerini anlamasam bile bana çok etkileyici gelir.

Ihlamur ağaçları, tüm ağaçların giderek azaldığı bu devirde, şehir içlerindeki eski semtlerde halâ görüntüleri ve kokularıyla bizlere hoş duygular yaşatmaya devam ediyorlar. Bir şehir ancak eskiye ve doğaya duyulan saygı, planlı büyüme ve görselliği şenlendiren yıllanmış yeşillikleri ile medeni bir simge haline gelebilir.  Bu yüzden ıhlamurlar benim yaşamda sadece verdikleri keyif yüzünden değil, üstlendikleri bu önemli görev sayesinde de çok önemliler.

Füsun Aygölü

 

Yukarı