KİTAPLIK

1 Nisan 2021

Sabah sosyal medyada eski bir fotoğraf gördüm, yetmişli yıllardan, Osmanbey’deki artık var olmayan Sander Kitabevi’nin bir fotoğrafı… Bu görüntü beni hemen, kokularını içime çekmeye ve biçimlerini seyretmeye hiçbir zaman doyamadığım kitaplarla dolu kitaplıklara götürdü. Onlar benim hayatımdaki en önemli nesnelerdendir. Bazen çalışma yerimde, bazen de evimde kitaplığımı seyretmeyi, okuduğum kitaplara dair hayaller kurmayı, onlarla birlikte zaman geçirmeyi ve çağrıştırdıklarını düşlemeyi yalnızlığımla baş etme çabamı desteklediği için çok severim; kitapların varlığı beni sakinleştirir.

Kitaplıklar benim için sadece üzerine kitap yerleştirilmiş raflar değil, yanlarına gittim mi istediğim kitaba hemen ulaşabileceğimi bildiğim büyülü dünyalardır. Belki de bu yüzden, kitapların elimi uzattığımda ulaşamadığım cam dolaplara konmasından hoşlanmam. Ayrıca kitapların sararmış yaprakları da bana ayrı bir haz verir. Ben üstelik, kitapların toplu halde bulunduğu her yer sıcaklık verir diye düşünürüm ve evimi bu nedenle sıcacık, aynı zamanda da sırlarla dolu bulurum.

Kitaplar gizemlidir ve insan hayatında merak uyandırır. Onlardan yaşama dair düşünsel ve duygusal anlamda birçok şey öğreniriz. Kitap okuduğumuzda, bazen heyecanlanır, kızar, üzülür, bazen de güleriz ama en önemlisi, düşünürüz.

Yeni yayınlanan, ilgi duyarak aldığımız kitap sayısı okuma hızımızı aştıkça kitaplar kitaplıklarımızda birikmeye başlar, okunma sıralarını beklerler. Bazılarını okumaya insan ömrü yetmeyecektir ancak o kitaplardan da asla vazgeçilmez. Hatta bazen bu “bir gün okurum” duygusu insan yaşamını uzatan bir tutkuya bile dönüşebilir. Stephan Zweig, biyografisini yazdığı Montaigne’in, kütüphanesindeki henüz okuyamadığı kitapları bir gün okuyabilme özgürlüğüne sahip olmaktan duyduğu hazzı da anlatır.

Kitaplıkların yerleştirilmesi, onların yazar ve konularına göre düzenlenmesi zevk aldığım bir eylemdir. Raflarda dizili kitapların önüne mutlaka küçük bir sergi afişi, ya da ufacık tahta bir tren veya minik bir matruşka bebek koyarım. Sanırım bu minik nesneler bana hem aileme dair anılarımı hem de estetik anlayışımı hatırlatır.

Kitaplıkların yarattığı huzur dolu hava (aura) ve kitaplarla beraberliğin insana verdiği sıcaklık ve güven duygusu psikolojide ve ruh sağaltımında çok yapıcı etkileri olan gerçeklerdir. Onların oluşmasını sağladığı için kitaplarla direkt ilgili olan yazmak eylemi de birikmiş gerginliklerimizi boşaltmaya da yarayan çok güçlü bir etkendir. Sait Faik’in “Yazmasaydım çıldıracaktım!” deyişi bunu çok güzel betimler.

Tüm bu gerçeklere rağmen, sanırım ben kitaplıklarımı ve kitaplarımı en çok bana yaşattıkları duygular ve geliştirdikleri, öğrettikleri düşünceler için vazgeçilmez bulurum.

Füsun Aygölü

1 Yorum

  1. Ayşın Tolga Beykal

    Yazdıklarınızı okurken kendimi bazen mimoza ağacının altında, bazen kitaplarla dolu bir odanın sıcaklığında, bazen tahta bir oyuncakla çocukluğuma dönmüş hissediyorum.
    Yüreğinize sağlık kaleminize kuvvet olsun

Yukarı