Aşkın Sessizliği (Tous les Soleils)

26 Ocak 2024

 

Künye
Yapım Yılı/Ülkesi– 2011/ Fransa
Yönetmen– Philippe Claudel
Senaryo– Philippe Claudel
Görüntü Yönetmeni– Denis Lenoir
Müzik (Besteci)- Elise Luguern
Oyuncular– Stefano Accorsi (Alessandro), Lisa Cipriani (Irina), Neri Marcorè
(Luigi), Anouk Aimée (Agahte), Clothilde Courau (Florence).
ImDb Notu– 6.9/10

Yorum:

Alessandro, Strasbourg sokaklarında tarantella müziği eşliğinde mümkün olduğunca hızlı sürdüğü bisikletiyle üniversitenin müzik bölümüne gelir. Bisikletini okulun önüne park eder, derse girer, eski tip bir teypten öğrencilerine müzik dinletir ve tarantella hakkında açıklamalarda bulunur: “Tarantella müziği ritmiyle, aşk hastalığını, sahiplenmeyi ve örümcek ağı gibi oluşan hüznü anlatmaktadır. Ritim acı çeken kişiyi bir nevi trans haline sokar. Ses kişi ile karanlık taraf arasında bir bağ oluşturur ki bu da iyileştiricidir. O yüzden bu gibi sesler ağlatıcıdır, hüzünlüdür.” Bugün bunlar entelektüel yorumlar olabilir ama eskiden tarantella popüler bir gelenekmiş ve sokakta icra edilirmiş. İnsanlar ortaçağda acının “tarantula” adlı örümceğin sokmasından kaynaklandığına ve “tarantella” dansıyla iyileştiklerine de inanmışlar. Her iki sözcük de bu müziğin ve dansın ortaya çıktığı, İtalya’nın topuğundaki Puglia bölgesinin Taranto kentinin adından kaynaklanmaktadır.

Alessandro’yu ders sırasında rahat, öğrencilerine saygılı, onların fikirlerine önem veren, orta yaşlarda bir öğretim görevlisi olarak görmekteyiz. Eski ve köklü bir üniversitenin kalın sütunları arasında bölüm idare müdürü ile sohbet ederken telefonu çalar. Bir sonraki sahnede Alessandro’yu bir polis karakolunda kızına bağırırken görürüz. Kızı Irina onbeş onaltı yaşlarındadır ve Tibet’i protesto için hükümet binası önünde polisi taşlamıştır. Babası kızgındır, “Derslerine çalışmalısın, protestolara katılmamalısın” diyerek kızını azarlarken oradaki genç komiser hiç alışık olunmayan bir tarzda babaya kızar “Hepsinin yeri ayrı, o apolitik değil” diyerek genç kızı savunur.

Bu olay üzerine tartışma evde, mutfakta devam eder. Irina babasından azar işitir. Alessandro yemek yapmakta olan, evde bornozla gezen kardeşi Luigi’ye “on altı yaşında taş atan yirmisinde kim bilir ne yapacak?” diyerek onu şikayet eder. Irina kendini savunmak ister, amcası onu korumaya çalışır. Amca protesto gösterisini ve polisleri püskürtmelerini takdir etmekte, desteklemektedir. Ancak Alessandro çok kızgındır, hem Irina’ya hem de kardeşine söylenmeye devam eder. Kardeşine “Hayatında bir kez çalışmadın” der. Kardeşi “Direniyorum” diye yanıtlar. Kardeşi komünisttir ve düzene karşı çalışmayarak yani üretmeyerek direniyordur. Babası kızının lise öğrencisi olduğunu, politik düşünmesini hele düzene karşı çıkmasını istemiyordur. Evde bir kötü örnek amca vardır ve ondan etkilenip onu örnek almasına gerek yoktur. Ayrıca Irina üzerinde tek söz hakkının kendinde olmasını istemektedir. Irina ise amcası ile duygu paylaşımları yapmakta ve kendini ona daha yakın hissetmektedir. Amca yeğen, Alessandro’nun kız arkadaşı olursa sakinleşeceğini düşünmektedirler.

Alessandro düzenli olarak hastaneye gidip hastalara kitap okumaktadır. Agathe isimli kanserli bir hastaya Arnavut yazar İsmail Kadare’nin kitabını okurken, Agathe onun sesini çok beğendiğini ifade eder. Alessandro ona karşı çok şefkatlidir, dışarıdaki yaşamın güzelliklerini anlatır. Ona bir yıldır kitap okumakta ve onunla sohbet etmektedir. Bunlar uzun süreli hasta ve yaşlıların dünyayla bağlarını koparmamaları amacı ile gönüllü yapılan özverili  ziyaretlerdir ve kızını anlayamayan, onu dinlemeyen bir müzik öğretmeninin yaşlı ve günleri sayılı bir hasta ile kurduğu şefkatli bağ oldukça zıt, ikilemli duygular uyandırmaktadır.

Bu arada Luigi eve posta getiren postacı hanımı yaşam felsefesi, sömürü, düzenin bozukluğuna dair söylevleri ile etkilemektedir. Luigi entellektüeldir, aynı zamanda evde resim yapmaktadır ve yaptığı yağlı boya tablolar birbirinin benzeri İsa’yı andıran portrelerdir. Resimleri satın almak isteyen İsviçre’li bir alıcısı vardır ama yaşam görüşü nedeni ile satmamaktadır.  Alessandro ise arkadaşları ile bir şaraphanede sohbet etmektedir, kız arkadaşı yoktur ama eski arkadaşları ve dostları vardır. Sosyal yaşantısında olumludur. Eve döndüğünde kızının, odasında  kitap okurken uyuduğunu görüp kitabı alır, ışığını söndürür. Kızı uyurken şefkatli bir babadır. İlişkilerinde ise birbirlerini işittiklerini ama duymadıklarını anlarız.

Alessandro okul dışında bir koroda çalışmaktadır. Tarantella konseri için hazırlanmaktadırlar ve herkesin solo söylediği bölümler vardır. Koro çalışması arasında eski kız arkadaşına Irina ile olanları anlatır, arkadaşı ise artık onun kendisiyle ilgilenmesini, kızını rahat bırakmasını, baba kız bir psikoloğa gitmelerini önerir. Bu arada Irina da boş durmaz babasını bir arkadaşının evine götürüp bekar ve kilolu ama seksi olmaya çalışan bir kadınla, arkadaşının annesi ile tanıştırır. Alessandro kadının fazla üzerine düşmesi ile kaçar. Baba kızın çareler aradıklarını ama bulamadıklarını görmekteyiz.

Irina beş yaşındayken annesini kaybetmiştir, babası ve amcası ile yaşamaktadır. Zaman hızla geçmektedir, Irina genç kız olmuştur ama babası bunu görse de henüz anlayamamaktadır. Baba kız yine kavga ederler ve Irina babasının hâlâ annesini unutamadığını söyler. Babasının psikoloğa gidelim önerisine olumsuz tepki gösterir ve babasına arkadaşlarının amcası ile ikisinin “gay” olduklarını sandıklarını söyleyince babası tokat atar. Irina baştan beri babasının ona çocukmuş gibi davranması nedeniyle kızgındır ve onu kızdıracak söylemlerde bulunuyordur.

Hafta sonu Irina ile Alessandro şehir dışında arkadaşları ile ortak aldıkları eski bir eve giderler. Yetişkinler bahçedeyken Irina ve yaşıtları yanlarında yoktur. Evin çatısı aniden çöker ve Alessandro Irina’yı dışarda sağ salim bulduğunda sımsıkı sarılır ve aralarındaki buzlar erimeye başlar. Ancak bu kez de evin sağlam olmaması nedeni ile arkadaşlarıyla gerilim yaşar.

Hafta başı günlük rutinine geri dönen Alessandro hastaneye gider ve oldukça yaşlı bir beye kitap okumak ister, ancak getirdiği kitaplar beğenilmez. Yaşlı ve hasta bey maalesef erotik kitaplar istemektedir. Trajikomik gelse de bu tip tepkiler yaşlı ve demans hastalarında sık sık görülebilir.

Babası Irina’yı karşı gelmesine rağmen bir psikoloğa götürmeye ikna eder. Psikolog sürekli konuşan Alessandro’yu dinler ve Irina’yı dışarı çıkarır. Alessandro’nun kendisinin bir psikoloğa gitmesi gerektiğini, Irina’nın fiziksel ve ruhsal olarak olumlu bir ergen olduğunu fakat babasının onu hala oniki yaşında gördüğünü söyleyince, Alessandro öfkelenir ve söylenerek orayı  terk eder. Burada dikkati çeken psikoloğun hastaları ile arasına, masanın gerisinde oturarak mesafe koymuş olmasıdır. Özellikle de ergenlerde danışmanlık ya da terapi uygulanacaksa masa gerisinde oturmak kurulacak ilişki için sakıncalıdır. Babanın öfkesi artık sadece kızına ya da kardeşine değil, arkadaşlarına ve hatta dış dünyadan birine, bir psikoloğa da yönelmiştir.

Alessandro üniversitedeki dersinde tarantella ile yani orta çağ müziği ile masanın üzerinde dans eder. Aslında müziğin tarihine dair bir derste dansı da müzikle birlikte anlatır. Acaba son zamanlarda yaşadıkları duygularında coşkuya mı neden olmaktadır?

Ara tatil döneminde babası Irina’yı kaybettiği karısı Louise’in anne babasına bırakır. Irina anneannesi ve dedesine coşkuyla sarılır. Alessandro ayak üstü sadece kayınvalidesi ile konuşur, kayınpederi adeta onu görmezden gelir. Anneanne ile biraz sohbet ederler. Daha sonra onu kardeşi Luigi ile evde görürüz . Alessandro videodan karısı ve kızını seyretmektedir. Kardeşi “Louise’i ben de severdim ama sen kendini cezalandırmak mı istiyorsun?” diye sorar. Yas süreci uzamıştır, onu hala özlüyordur ve yerine geçecek yeni birine hazır değildir, ya da onun kadar değer vereceği biriyle henüz karşılaşmamıştır. Ama onu unutmamak uğruna sürekli koşturup oraya buraya öfkelenmektedir. Henüz yası ile baş edememiştir.

Irina anneannesi ile sohbet eder, tatille ilgili konuşurken saçını eliyle kulağının arkasına koyar ve anneanne çok etkilenir, “Tıpkı annen gibi saçını düzelttin, Louise de böyle yapardı” der. Anneannenin gözleri buğulanmıştır ve ondan konuşmak istiyordur, ancak Irina tam bir ergen egoizmi ile “Onu tanımıyorum, öleli yıllar oldu, aramızda çok yer kaplıyor. Hayatımı sürdürmek zorundayım, bu duygular beni boğuyor” şeklinde, haklı da olsa kendine dönük bir tepki gösterir.

Alessandro  adil bir öğretmendir ancak öğrencilerine verdiği bol notlar idare ve müdür için fazladır ve bu nedenle uyarılır. Hastanenin bahçesinde Agathe ile gezinti yaparlar, hava çok güzeldir, birlikte dertleşirler. Agathe ölülerin yaşayanlardan daha güçlü olduğunu savunur ve Alessandro’ya “Önünde bir hayat var, ama yokluğu hissedilenden ayrılmak daha zor, senin yaşında aşktan vazgeçmek olmaz” der. Aslında çevresinde hemen herkesin ona söylediği budur, yasını tutmuştur, süre uzamıştır, artık ileriye bakma zamanı gelmiştir.

Irina okulda yaşıtı bir gençten hoşlanmaktadır, kız arkadaşı onun da Irina’ya baktığını söyler. Bu arada kız arkadaşı internet üzerinden başka bir arkadaşının nasıl partner edindiğini anlatır. Akşam yemek masasında, babasının odasında bulduğu sigara yüzünden kavga çıkar, Irina sigaranın arkadaşının olduğunu söylese de babası Aristo’nun tütün ile ilgili görüşüyle başlayıp akciğer kanseri yaptığına kadar yargılayıcı söylevini sürdürür. Irina çaresizce “Babam bana hiç inanmıyor” der ve masayı terk eder. Amcası Luigi şefkatle onun yemeğini odasına götürür.

Alessandro hastanede yaşlı adama erotik bir kitap okurken adamcağız fenalaşır. Yaşlı da olsa insanoğlu hazdan ve erotizmden etkilenir, yemek kadar önemli bir gustodur.  Amca Luigi, İtalya’da Berlosconi iktidara geldiğinden beri sokağa çıkmamaktadır ve sadece sokak kapısına kadar gazete ve mektupları almaya iniyordur. Yine bir gün aşağıya indiğinde yaşlı bir kadın komşusunun elinde torbalar görür, yardım etmek ister, ancak kadın ona göçmen olduğunu söyleyerek hakaret eder. Kadının üzerine yürüyünce de polis karakoluna götürülür ve ağabeyi yine aynı komiserle muhatap olur. Komiser yine şaşılacak bir duygusallıkla Luigi’yi salar. Aynı gece Irina ve amcası Luigi, Alessandro’ya ondan habersiz ve izinsiz “gentiluomo” ismiyle bir kimlik düzenleyip, hafif içkili-çakırkeyif bir resmini de ekleyip onu internetten arkadaş arama platformuna kaydederler. Amca yeğen evdeki huzursuzluktan sıkılmışlardır ve ona partner-kız arkadaş bulma yolu ile evdeki huzuru sağlayacaklarını düşünmektedirler. Artık evdeki öfkeli davranışları ve yas süreci onları bıktırmıştır. Ancak internetteki arkadaş sitesinden Alessandro’yu bölümünün idare müdürü bulur ve ona yazar. Aslında yazdığı kişi Luigi’dir.

Alessandro çöp dökerken yanmış dolarlar bulur. Luigi resimlerini sattığı adamdan gelen paraların sisteme dair olduğunu düşünüp yakmıştır. Alessandro onun hiçbir iş yapmadığını söyleyince Luigi evde çamaşır, bulaşık, temizlik, ütü gibi işleri ve yemeği kendisinin yaptığını söyler. Alessandro onun resimlerini satmak ister ama Luigi onu intihar etmekle tehdit eder. Ancak ağabeyi alay ederek “İkinci kattan mı?” der. İki erkek kardeş arasındaki acımasız rekabet ve ikilemli duygular ortaya çıkmıştır. Alessandro’nun gerginliği zaten tuhaf olan Luigi’nin sınırlarını zorlamaktadır.

Kendini en iyi hissettiği yer hastanede kitap okuduğu, ağrıları iyice artmış olan Agathe’ın yanıdır. Ölümünün yaklaştığını her ikisi de biliyordur. Agathe “Uzun romanlar, kısa romanlar, kısa hikayeler ve sonrasında hiç hikaye. Seni düşüneceğim” cümlesi ile dostluklarının sonuna yaklaştıklarını haber verir. Alessandro “Ben de seni” diyerek bu durumu kabullenmek zorunluluğunu ifade eder. Çıkışta hemşireye ona bir şey olursa haber vermelerini ister. Ölüm ile ayrılığa çare belki de beraber oldukları zamanlara dair anılardır.

Amca yeğen Alessandro için hanım arkadaş ararlarken aslında farkında olmadan onun bölümünün idare müdürü kadın ile yazışmayı sürdürürler. Luigi bu yazışmayı takıntı yapar ve erotik mesajlar atar. Bu arada da eve uğrayan postacı kıza siyasi taktikler verir, sistemin içinde sıkışıp kalmak yerine protesto etmesini önerir.

Hafta sonu dört arkadaş ortak aldıkları köy evinde çatıyı onartmak üzere yeniden toplanırlar. Alessandro hastanenin bahçesinde Agathe ile buluşur, nehir kenarında dertleşirler. Ölüme dair bir şiirle veda eder Agathe artık buradan gittiğini söyler, güzel bir gün olduğunu ve hep mutlu olmasını diler. Hüzünlü bir sahnedir, zaten tüm ayrılıklar, hem de ölümle olanları içimizi acıtır.

Irina’nın hoşlandığı delikanlı onu sinemaya götürür, elele tutuşurlar, Artık Irina’nın hayatı değişmektedir. Evde mutlu bir şekilde amcası ile politik tartışma  yapar, babası ile edebiyat ödevi olan James Joyce ile ilgili konuşup, eğlenir.

Korodayken Alessandro Agathe’ın ölümünü öğrenir ve eski kız arkadaşı ile paylaşır. Akşam eve döndüğünde tarantella müziği eşliğinde karısı ve kızının eski slaytlarını seyreder. Ertesi gün cenaze töreninde Agathe’ın kızı Florence ile tanışır, beraberce bir yerde Agathe’ı anıp ağlarlar. çocukluğundan beri annesini sevdiğini ama anlaşamadığını paylaşır. Alessandro onun alçak gönüllü olduğunu ifade eder. Ölüm zor bir ayrılıktır ve ölenlere yakın olan iki yetişkin olarak, duygularını paylaşıp ayrılık acılarını yaşamaya çalışmaktadırlar.

Bu arada amca yeğen evde, Alessandro adına Luigi’nin yaptığı mesajlaşmaları konuşurlarken Alessandro’ya yakalanırlar ama onlar siyasi konuları, Obama ve Putin’i konuştuklarını söylerler. Amca yeğen onun arkasından iş çevirmektedir ve bu sırrı çok iyi saklamaktadırlar. Evde bu sır üzerinden bir ekip oluşturmuşlardır.

Bölümde, idare müdürü kadın Alessandro’ya erotik davranışlarda bulunur, o bunun nedenini anlayamaz ve kadına sinirlenir. Amca yeğen bu yaptıkları kumpasta başarısız olmuşlardır.Yeni bir hastaya kitap okumak için hastaneye gider, kızı Irina yaşlarında kalp yetmezliği olan Japon asıllı Nina ile tanışır ve elinde ona göre kitap yoktur. Nina mitoloji ile ilgili kitap istemektedir. Alessandro bu seferlik konserde söylemeye hazırlandığı, “Aşkın Sessizliği”  adlı tartantella müziğinin Sicilya’lı şair  Alfio Antico tarafından yazılan sözlerini okur. Böylece kızla sanat yoluyla, sağaltım amaçlı bir iletişim kurmaya çalışır.

Florence ile buluşurlar ve Agathe’ın evine giderler. Kapıyı açarken elleri birbirine değer. Odaları dolaşır, kitaplara bakarlar, Florence annesinin kendisine bıraktığı mektubu okur. Annesi ona olan duygularını dile getirmiştir, yas sürecinde bir mektup duyguların daha da yoğunlaşmasına neden olur ve Alessandro’ya sarılır, o da teselli etmeye çabalar. Birlikte Strasbourg’da, nehir kıyısında yürürler. Florence suda kuğuları görünce çocukluk anıları canlanır ve Alessandro ile paylaşır. O da Florence’a İtalya anılarını ve çocukluğunu anlatır. Florence beraber yaşadığı erkek arkadaşı ile aralarının kötü olduğunu adamın çocuk istememesinin önemli bir etken olduğunu, yaşamın yanı başından geçip gittiğini ve pişman olduğunu söyler. Alessandro havayı değiştirmek için “Benim kızımı ve kardeşimi al” diyerek yaşanan hüzünlü duyguyu dağıtmaya çalışır. Yas, ayrılık ve yaşama dair çok özel duyguları paylaşmaktadırlar. Florence telefon numarasını bir kağıda yazıp ona verir,  birlikte geçirdikleri gün için teşekkür eder ve oteline girmeden onu öper. Alessandro mutlu olmuştur.

Bu arada arkadaşları Luigi’nin gazetesini değiştirirler. Berlusconi’nin gittiğini haber veren bir gazete düzenlemişlerdir. Uzun zamandır hiç sokağa çıkmayan Luigi eşofmanları ve hiç çıkarmadığı bornozu ile sokaklarda çığlıklar atar, sevinçten arabaların üzerine çıkar, tutuklanır ve hapse girer. Alessandro daha önce kızını ve kardeşini çıkardığı gibi bir kez daha kardeşini hapisten çıkarmaya karakola gider, tekrar aynı komiserle görüşür. O sırada Irina erkek arkadaşı ile bir partiye gider ve öpüşür. Aile içi dinamikler değişmektedir. Alessandro korodaki  eski kız arkadaşına biriyle tanıştığını ve ondan hoşlandığını söyler.

Akşam evden Florence’ı ararken telefonu kapatır, kararsızdır ve henüz hazır değildir, yeni bir ilişkiye başlamaktan korkuyordur. Karısının fotoğrafını kapatır, tekrar “Aşkın Sessizliği” tarentellasını dinler.  Irina’nın anneannesi  annesi ile babasının tanışmalarını bir pastanede torununa anlatır. Irina babasının çekmecesinde Florence’ın telefonunu yazdığı kağıdı bulur ve amcasına gösterir. Sanki Alessandro’nun özel yaşamıyla ilgili, yine ondan habersiz yeni bir  iş çevireceklerdir.

Alessandro bölümün idare müdürü kadın tarafından tekrar tacize uğrar, kadının kaçık olduğunu düşünür ama hâlâ kardeşiyle kızının komplosunu ortaya çıkaramamıştır. Alessandro da bu bağlantıları kurmakla ilgilenmez, çünkü hem birisinden hoşlanıyordur, hem de yeni bir ilişki için cesareti yoktur. Yolda kızını erkek arkadaşı ile görür ve arkadaşlarından birinin karısına anlatır, Kadın  onu rahat bırakmasını, aşık olduğunu ve aşkın da güzel bir duygu olduğunu söyler. Onunla sakin konuşacağına söz verir, ama sözünü tutamaz evde bağırıp çağırır. Irina isyan eder, ortaçağda olmadıklarını onu memnun etmek için rahibe olmayacağını söyler. Babasına yalnız ve mutsuz bir adam olduğunu, tarentella müziği ile yaşadığını ve ona bebek gibi davrandığını anlatır, artık kendisine bakmasını ister,  babasına sarılıp yanağından öper. Alessandro çok etkilenir ve yorum yapmadan gider.

Artık dengeler bozulmuştur. Kavga yoktur, sevgilisi olan bir genç kızı vardır ve onu sakince eleştirmektedir. İlişkide yumuşama vardır ama Alessandro’nun buna alışması gerekir. Çözüm olarak en çok önemsediği koroyu bırakmaya karar verir. Şefi kızar çünkü konsere çok az zaman kalmıştır. Bu arada Irina ve amcası Luigi, Florence’ı ararlar, birlikte plan yaparlar.

Alessandro polise kapıyı açar, postacı kadın postanede heryeri ateşe vermiştir. Konuşulanları Luigi kapı arkasından dinlemektedir ve polis onun bu işte parmağı olduğunu düşünmektedir. Doğal olarak Alessandro kardeşini savunur ancak polis gittikten sonra da Luigi hesap veremez.

Baba kız Louise’in fotoğraflarına bakarlar. İlk kez Irina annesine dair anıları babasından dinler. Baba kız daha sakin ve daha yakın olmaya başlarlar. Bu arada Luigi idareci kadına mesaj atar ama kadın onu tersler. Fakat bu kez kardeşi gibi o da nedenini anlayamaz. Luigi kadının Alessandro’nun bölümünde olduğunu ve kadınla aralarında olanları bilmemektedir.

Baba kız akşam için sözleşirler ve Alessandro Irina’ya erkek arkadaşını da  konsere getirmesini söyler. Parkta oturup Florence’ı arar ama ulaşamaz, sesli mesaj yollar, havadan bahseder, sonrasında  mesajı attığı için pişmanlık duyar. Hâlâ kendinden emin değildir, karşıdan bir adım bekliyordur. Evde konsere hazırlık telaşı vardır. Luigi kardeşinin gömleğini ütüler ve konsere gelmeyeceğini söyler.

Konser salonu olan kiliseye Irina anneannesi ve dedesi ile gider. Kuliste tüm koristler heyecanlıdır, koro şefi onlarla konuşur. Konser başladığında Alessandro kızına bakarken Luigi bornoz üstüne giydiği pardesüsü ile gelir ve Irina’nın yanına oturur, babası ise onlara mutlulukla , gözleri ışıldayarak bakar.

İkinci parça olan, Alessandro’nun solo söylediği “Aşkın Sessizliği” şarkısında sütunların arasından Irina ve Luigi’nin gizlice davet ettikleri Florence görünür, Irina amcasını dürter. Alessandro’nun Florence’ı fark etmesi ile birlikte şarkı süresince Agathe ve karısının hayalleri de oradadır ama giderek şarkıyı Florance’a söyler ve hayaller kaybolur. Agathe’ın hayali kaybolurken kızı Florence’a ve karısının hayali kaybolurken de kızı Irina’ya bakar. Bu sahne ve Alessandro’nun söylediği “Aşkın Sessizliği” tarantellasının sözleri anlamlıdır: “Seni daha beşikteyken sevdim /Aşkın sessizliği damarlarımdan akar / Seni terk etmem imkânsız / Ağlamayın zeytin ağaçları / Aşk ve şefkat uzaktan gelir / Sevgilim, neşe kaynağım, ruhumun soluğu / Bana kalbini ver / Ben de sana kalbimi vereyim / Düşüncelerim boş ve renksiz / Ancak bir anne çocuğunu unuttuğunda / Ben de sana olan aşkımı unutabilirim…”

Film yaşamın devam ettiğini ölenlerin ise vedasını ve çocukların hızla büyüyüp genç olduğunu, ebeveynlerin ise bunu kabullenmelerinin zorluklarını anlatır bize. Yeni aşklar, yeniden kurulan bağlar, eskiye özlemin yerini alacak ve yeni dengeler yaratacaktır yaşamlarımızda.

Füsun Aygölü

 

 

Yukarı