Göremediğimiz Tüm Işıklar

1 Temmuz 2021

Merhaba sevgili kitapseverler,

Epeydir yazamadım ama güzel okumayı sürdürebildim bu yoğun günlerde. Okuduğum her kitabı çok beğendiğimi söyleyemem ama ben burada ilgilenenlere tavsiye edeceğim güzel kitapları yazmayı tercih ediyorum.

Bugün anlatmak istediğim kitap ‘Göremediğimiz Tüm Işıklar’; yazarı Anthony Doerr. Bu yazarı daha önce hiç okumamıştım ve çok beğendim.

Kitabımız İkinci Dünya Savaşı’nda geçiyor ve bütün hikâye birbirinden habersiz, biri Fransız diğeri Alman iki gencin yaşantıları etrafında gelişiyor. Marie-Laure çok erken yaşlarında görme yetisini kaybetmiş bir kız. Annesi de doğumda hayatını kaybetmiş olduğu için çok yetenekli bir kilit ustası ve bir müze görevlisi olan babasıyla yaşıyor ve katlanmak zorunda olduğu tüm talihsizliklere rağmen mutsuz değil.

Baba, kızı yollarda rahatça gidip gelebilsin diye ona büyük bir maharetle yaşadıkları kentin minyatür bir replikasını yapıyor. Ama savaş onları kısa sürede evlerinden koparıp Saint-Malo’daki aile evine sığınmaya zorluyor ve kentten ayrılıp hiç ilgileri olmayan bir felakette, savaşın acımasızlığında hayatta kalmak için orada direniyorlar. Tabi sığındıkları bu yerde de kendini bilmez, aymaz insanlar var.

Diğer taraftan Werner, kız kardeşi Judy ile birlikte Almanya’da küçük bir maden kasabasında bir yetimhanede büyümeye çabalıyor. Elektroniğe olağanüstü ilgisi ve yeteneği var. Bu yetisi onun önce özel bir okula gitmesine imkân veriyor ve sonra da burada içinden çok üzülerek de olsa elinden bir şey gelmediği için Hitler’in korkunç programının bir parçası haline gelmesine neden oluyor.

Savaşın çok tasız ve acımasız koşulları böylece herkes gibi bu iki genci de farklı biçimlerde çok kötü etkiliyor. Ama öykünün belki de çarpıcı noktasında ikisinin yaşamı çok kısa bir süre için kesişiyor. Okuma hevesini kırmayacak kadarıyla öykünün ana hatları böyle. Tabi bir de sürpriz olarak çok değerli bir pırlanta ve onun peşinde sağlığı pahasına koşan bir muhteris Alman subayı var!

Bu güzel kitap beş yüz yirmi dokuz sayfa ama kısa kısa bölümler halinde ve çok sürükleyici bir dille yazılmış. Bence bu kitap, savaşın dehşetinin bir kez daha kavranması için, özellikle gençler tarafından mutlaka okunmalı. Kitapsever herkesin savaş sırasında bile gelişebilen sıcacık duyguları, aile kavramının değeri, mahalle yaşantısının özellikleri, dayanışmanın önemi gibi kavramları çok ustaca bir yazıda anlatıldığı haliyle bir kez daha okumalarını öneririm. Eminim, keyfine varacaksınız.  Kısacası, bu kitabı okuyun derim çünkü çok memnun kalıp gülümseyerek bitireceksiniz…

Pandeminin biraz hafiflediği yaz günlerinde iyi okumalar…

Nur Anamur

Yukarı