Sinemada Çocuk

5 Ekim 2021

Pandemi başladığı sıralarda yıllardır gördüğüm ve çok beğendiğim, içinde çocuk olan, çocuk ruhsallığının da işlendiği filmlerin bir listesini çıkarıp sosyal medyada çevremdeki yakınlarımın çocukları ve torunları ile paylaşmıştım. Amacım zor geçen salgın günleri süresince, yaşadığımız belirsizlik ve şaşkınlık duygularının ön planda olduğu ortamda aile bağlarını güçlendirmek ve aile içinde duygusal ama aynı zamanda kültürel bir alan yaratarak zamanı daha verimli kılmaktı. İlginç olan ise paylaşımlarımın, anne babalarla birlikte özellikle 8-12 yaş arasındaki çocuklar tarafından da beğenilmesi oldu. Aslında rakibim olan bilgisayar oyunları ile boy ölçüşemezdim ama bu fikrim, kültür ve duyguların filmler üzerinden yansıtılmasından hoşlanan bir kesim tarafından kabul görmüştü. Filmlerle ilgili yaptığım liste paylaşımlarımı devam ettirmemi isteyenler oldu.

Bunun üzerine ben de konuyu bu sıkıntılı günleri atlatmayı kolaylaştıracak geçici bir çözüm önerisi olmanın ötesinde değerlendirmeye karar verdim. Çünkü kuşkusuz oldukça keyifli ve zengin bir alandı. Ve filmler üzerinden anlatılacak çok öykü, ulaşılacak çok insan, dokunulacak çok yaşam olabilirdi. Konuya böyle bakınca, gördüm ki “çocuk filmi” diye bir kavram var, evet. Ama anlamı ilk başta algılandığı kadar yalın ve tekil değil. Çocuklara bir şeyler gösterip anlatabilmek için yapılmış filmler; büyüklere çocuklar üzerinden, çocuk oyuncular kullanarak bir şeyler anlatan filmler; çocuklara dair veya çocukların başından geçen öyküler anlatan filmler ve çizgi karakterlerin canlandırılmasıyla yaratılan (ve sanırım galiba çoğu kez çocuklardan çok büyüklere hitap eden) animasyon filmler… Eminim atladığım başkaları da vardır. Hepsi de “çocuk filmi” diye adlandırılabiliyordu. Ben de fazla sınıflandırıp etiketlemeden olabildiğince bu türlerin tümüne bakmaya karar verdim çünkü bu saydıklarımın hepsinin arasında vazgeçemeyeceğim filmler vardı.

Böylece başlayan bu macerada söze çocukların sinemada, herhangi bir biçimde, yer almasının başlangıç tarihçesine çok kısa bir göz atarak başlamak istiyorum. Dünya sinema tarihinde çocuklarla ilgili ve çocuğun da rol aldığı ilk önemli film Charlie Chaplin’in yönettiği, sessiz çekilen ve kendisinin de oynadığı 1921 tarihli “The Kid” (Yumurcak) filmidir. Ardından, 1939 yılında Victor Fleming “The Wizard of Oz” (Oz Büyücüsü) filmini çekmiştir.  Bu filmleri, Avrupa sinemasında İtalyan yönetmen Vittorio de Sica’nın yönettiği 1949 yapımı “Ladri di Biciclette” (Bisiklet Hırsızları), Fransız sinemasında Albert Lamorisse’in 1956 yılında çektiği “Le Ballon Rouge” (Kırmızı Balon) izlemiştir.

Türk sinemasında ise, 1960’larda Memduh Ün’ün yönettiği “Ayşecik”, Türker İnanoğlu’nun yönettiği “Yumurcak” gibi bir dizi film, klasik kalıp senaryolar içine monte edilmiş, çocukların başrolde sayılabileceği, dönemin sosyal, psikolojik havasını yansıtan filmler olarak tarihteki yerlerini almıştır. Ve elbette bu listeleri uzatmak mümkündür. Hem unutulanlar olmuştur, hem de yeni filmler eklenecektir.

Bu köşede sizlere tanıtıyor veya hatırlatıyor olacağım filmler, tamamen kişisel tercihlerim sonucu seçilmiş “çocuk” filmleri olacak. Ama mesleğim gereği kırk yıldan fazla bir zamandır çocuk ruhsallığı alanıyla ilgiliyim. Bu nedenle sadece filmlerin yansıttığı duyguları değil, aynı zamanda bu konuyu biraz daha geliştirerek filmlerin aktardığı ruhsallık ve bunun etkilerini de yazmalıyım diye düşündüm. Filmlerdeki bu satır aralarını paylaşmamın daha yararlı ve keyifli olabileceğine inanıyorum. Bu yazı dizisine öncelikle sinema tarihine çocuğun girişini özetleyerek başlamayı bu nedenle istedim. Ancak, önümüzdeki buluşmalarımızda seçtiğim filmler üzerinde tek tek duruyor olacağım. Bu yeni yola birlikte gidivermekle sizin de mutlu olabileceğinizi umuyorum.

Füsun Aygölü

Yukarı