Don Giovanni ( Don Juan)

4 Kasım 2021

Mozart’ın, bir efsane kahramanı olan Don Juan’ın öyküsüne dayanarak yazılmış İtalyanca bir libretto üzerine bestelediği iki perdelik operası “Don Giovanni”, sadece kendisinin baş yapıtlarından birisi olmakla kalmaz, aynı zamanda, opera tarihinin gelmiş geçmiş en üstün eserlerinden birisi olarak da kabul edilir. Bu opera için Mozart’a ilham veren öykü ise şöyledir:

İspanya’nın Sevilla kasabasında Juan adında bir çocuk doğar. Sanata ve bilime düşkün anne-babasının ahlaka bakış açıları ve aralarındaki geçimsizlik, Juan’ı olumsuz yönde etkilemiştir. Nitekim, bu şekilde yetişen Juan’nın ilk aşkı, annesinin sevgilisi Don Alfonso’nun karısı Julia olur. Durumu öğrenen Alfonso, Julia’yı terk eder. Juan’ın annesi Inez ise, oğlunun ahlakını düzeltmek için, belki değişik bir ortam iyi gelir düşüncesiyle, onu dört yıllığına İtalya’ya gönderir. Juan İtalya’ya gitmek üzere, Tirinidada adlı gemiyle Cadiz limanından yola çıkar; gemi yolda fırtınayla batar. Bir filikaya doluşan yirmi yedi kişi ve Juan, köpeği Pedrillo ve uşağı Pedro dalgalarla günlerce boğuşurlar. Kazazedeler açlığa dayanamayıp Pedro ve Pedrillo’yu yerler.

Günler geçer, Juan uzakta gördüğü kara parçasına nihayet çıkmayı başarır. Tanımadığı bu adada korsanlık ve köle tüccarlığıyla nam salmış Lambro adında bir Yunanlı tacir yaşamaktadır. Juan, Lambro’nun Haidee adlı kızına âşık olur. Lambro ise, Juan ve Haidee’nin ilişkisinden rahatsızdır. Bir gün Lambro’nun ölüm haberi gelir ve buna çok sevinen Juan adanın yönetimini ele alır. Ama bu sevinç fazla sürmez; aniden Lambro çıkagelir ve adamlarına Juan’ı yakalamalarını ve onu İstanbul’a götürerek oradaki köle pazarında satmalarını emreder. Juan, köle pazarından saraya satılır.

Mozart’ın “Don Giovanni” operasının librettosuna da temel teşkil eden bu öykünün kahramanını yani Don Juan’ı ilk yaratan Tirso de Molina adlı bir İspanyol keşiş/yazardır. Bu karakter yıllar boyunca hemen bütün güzel sanat dallarına ilham kaynağı olmuştur. De Molina’nın söz ettiği karakterin işlenerek başka bir eserin kahramanına dönüşmesine, ilk olarak 17. Yüzyılın ilk yarısında Carlo Goldoni tarafından yazılan eski bir İtalyan tiyatro oyununda rastlanır. Aynı konu, değişik ülkelerde de işlenmiştir. İtalya’dan Fransa’ya geçmiş; Fransa’da, 1665 yılında “Don Juan Ou le Festin de Pierre” (“Don Juan ya da Taş Misafir”) adıyla oynanmıştır. Don Juan’ın öyküsünü, W. Gluck da bale eseri olarak bestelemiştir.

Ünlü İngiliz şair Byron ise, 1823 yılında yazdığı Don Juan’ı anlatan bir şiirde, “Canto” diye isimlendirdiği on yedi kısımlık bir episodlar dizisi halinde onu değişik bir kimlikle anlatmıştır.  Byron, Don Juan karakterini kadınları cezbeden biri değil, onlar tarafından kolaylıkla baştan çıkarılan biri olarak ele almış ve bu yönde geliştirdiği öyküleri onu anlatmak için yazdığı bu şiirin “Canto 1” ve “Canto 2” bölümlerinde etkili bir şekilde betimlemiştir. Ama bu bölümler ahlaki açıdan eleştirilince, dönemin ahlak anlayışından çok etkilenmiş olduğu için şiirin diğer bölümlerinde Don Juan’ı daha farklı bir karakter olarak işlemiştir.

Gelelim operamızın konusuna…

Yeni bir maceraya yelken açan Don Juan göz koyduğu Donna Anna’nın yatak odasına girer; kızın korkuyla bağırması üzerine Anna’nın komutan olan babası gelir ve Don Juan ile aralarında hakarete varan tartışmalar olur. Don Juan kılıcıyla Komutan’ı öldürür. Don Juan’nın uşağı Leporello ise, olan bitenden son derece huzursuz olmuş bir halde, titremektedir.

Olay yerinden kaçan Don Juan ve Leporello sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi aralarında sohbet ederlerken, Don Juan’nın eski sevgilisi Donna Elvira ile karşılaşırlar. Don Juan, kadına sanki tanımıyormuş gibi bakar. Buna çok üzülen Elvira’ya, Leporello efendisinin sayısız gönül maceralarını anlatır ve kadın hiddet içinde öç almaya yemin ederek oradan uzaklaşır.

Bir köy düğününe katılan Don Juan, evlenmek üzere olan Zerlina’ya göz koymuştur. Leporello nişanlısı Masetto’yu oyalarken Don Juan da kızın yanına yaklaşır, elini tutmak ister. Onun etkisinde kalan Zerlina elini uzatırken Donna Elvira gelir ve kıza bu adamdan kaçınmasını öğütler. Bu arada, babasının katilini arayan Donna Anna ve nişanlısı Don Ottavio karşılaştıkları katili tanıyamamışlar ve hatta ondan yardım bile istemişlerdir. Sonunda Donna Anna sesinden Don Juan’ı hatırlar ama o çoktan kaçmıştır.

Don Juan, sarayında balo tertiplemiş ve tüm hazırlıkların yapılması için Leporello’ya emir vermiştir. Baloya gelen Zerlina ile ortadan kaybolurlar. Bir süre sonra odadan Zerlina’nın yardım isteyen çığlıkları duyulur. Herkes koşup Don Juan’ı yakalamak ister ama o ve uşağı yine çoktan kaçmışlardır.

Donna Elvira himayesine aldığı Zerlina’yı kendi evinde misafir etmektedir. Bir yandan da gece vakti evinin önünde Don Juan’a aşkını dile getirmektedir. Oysa o sırada efendi ve uşak birbirlerinin kıyafetlerini giymişler ve Donna Elvira da sevgilisi zannedip Leporello ile parka gider. Aynı sırada Don Juan da Zerlina’ya aşkını ilan etmekle meşguldür. Bu arada, Zerlina’nın nişanlısı Masetto ve köylüler çıkagelirler. Leporello görünümünde olan Don Juan onları yanlış bir istikamete doğru yönlendirir ve Don Juan’ı gördüğü yerde öldüreceğini söyleyen Masetto’dan silahını göstermesini ister. Oğlan tabancasını çıkarır çıkarmaz da onu kılıcıyla yaralar… Donna Elvira ise Leporello’yu Don Juan sanarak, öldürmek üzere onu arayan Donna Anna’nın evine getirir. İntikam almak isteyenlerin hepsi burada toplanıp Don Juan sandıkları Leporello’ya saldırırlar. Leporello kıyafetini çıkarınca hepsi çok üzülür. Cani yine kurtulmuştur!

Don Juan sabaha karşı kilise avlusunda, uşağına gülerek gece olanları anlatırken derinden bir ses duyulur. “Saygısız! Ebedi uykuya dalmış olanları rahatsız etme!’’ Ses, öldürülen Komutan’ın mezarı üzerindeki heykelden gelmektedir. Don Juan yeni bir eğlence konusu olduğunu düşünerek heykeli akşam vereceği ziyafete çağırır. Akşam kapı çalınır, içeriye bütün azametiyle heykel girer. Don Juan gülerek uşağına masaya bir tabak daha koymasını emreder. Heykel, Don Juan’dan tövbe etmesini ister.  Don Juan bu isteği reddeder ve korkusuzca heykele elini uzatır. Heykel gök gürültüsü, yıldırım ve ateş arasında kaybolurken Don Juan’ı da alıp götürmüştür.

Mozart’ın ünlü operasında öyküsü bu şekilde anlatılan Don Juan, tarihte aşk maceralarıyla ilişkilendirilen tek karakter değildir. Günümüzde “çapkın” denilince akla gelen iki isim vardır. Bunlardan birisi, gerçekten yaşamış ve hatıralarını kaleme almış olan Casanova, diğeri ise sadece öykülerde yaşayan efsanevi Don Juan’dır. Her ne kadar ikisi de kadınlara olan düşkünlükleriyle ünlü olsalar da aralarında ciddi bir fark vardır. Casanova gerçekten âşık olmuş ve bu aşkları yaşamışken, Don Juan aşk maskesi altında hep felaketlere sebep olmuştur.

Çağnur Gürsan

Yukarı