Orfeo ve Euridice

1 Mayıs 2021

Orpheus ve Eurydice” trajik bir aşk hikayesidir. Müzisyen, şair ve kahin Orpheus, Yunan mitolojisindeki ilham perilerinden biri olan Calliope’nin oğludur. O kadar yeteneklidir ki, lir sazını (telli bir saz olan Arp’in atasıdır) onun kadar güzel çalan yoktur. Orpheus, güzelliğiyle nam salmış olan orman perisi Eurydice’ye aşık olur ve onunla evlenir. Eşine öyle sonsuz bir aşkla bağlıdır ki onun için çaldığı sazından dökülen melodileri duyan ağaçlar çiçek açar, rüzgar esmeyi keser. Ne yazık ki Antik Yunan’da, bu kadar mutlu olmanın arkasından kötü bir şey olacağına dair bir inanç vardır. Öyle de olur…

Gelelim bu hikayenin operadaki haline…

Orfeo ve Euridice” operası, Christoph Willibald Gluck’ün bu efsaneyi anlatan bir libretto üzerine bestelediği bir eserdir. Bu operanın türüne azione teatrale, (eylem tiyatrosu) da denir. Azione teatrale, bir mitolojik öyküyü işleyen ve koro ve dansı da kapsayan opera türüdür.

Başlangıçta Orfeo rolü için, zamanın adetlerine uygun olarak, kastrato (tiz sesli hadım erkek) şarkıcı kullanılması öngörülmekteydi. Fakat bu tür ses tipi, 19. Yüzyıl başlarında ortadan kalkmaya başladı. Bu nedenle, Orfeo rolü erkek sesi veya mezzosoprano bir kadın sesi ile temsil edilmeye başlandı. Bunun gerçekleşebilmesi için köklü revizyonlarla yeni versiyonlar ortaya çıkartıldı, ki bunlardan en popüler olanı Fransız besteci Hector Berlioz‘un eseri olmuştur.

Operanın Konusuna gelince…

Orfeo’nun sevgili eşi Euridice, yılan sokması sonucunda ölmüştür. Bu acının etkisiyle durmadan ağıt yakan Orfeo, karısının mezarı başından ayrılmaz olmuştur. Acısını hissettirmek için sevdiğinin ruhuna seslenir ve Euridice’yi kendinden ayıran tanrılara sitemler eder. Orfeo bu üzüntüyle yıkılmış durumdayken aşk tanrısı “Amor” karşısına çıkar ve eğer yeryüzüne çıkıncaya kadar kesinlikle onun yüzüne bakmamayı becerebilirse, tanrıların ona Hades’in ülkesine inerek Euridice’yi geri getirmesi için izin vereceklerini söyler. Orfeo bu koşulu kabul eder ve yeraltına gider.

Hades’in ülkesi olan yeraltı dünyasında önce kapıdaki nöbetçi “Öfkeli Ruhlar” ile ve onların bekçi köpeği Cerebus ile mücadele ettikten sonra içeri girme hakkını kazanır. İçeride, huzur içinde şarkı söyleyip dans eden “Mutlu Ruhlar” vardır. Orfeo buradaki sihirli ve huzurlu atmosferden çok mutlu olur ama fazla duraklamadan Euridice’yi aramak ister. Onun çaldığı müziği çok beğenen Mutlu Ruhlar yeniden hayat verdikleri sevgili karısını Orfeo’ya teslim ederler.

Çok mutlu olan Orfeo, Euridice’nin yüzüne bakmadan hızla yeraltı dünyasından çıkmak ister. Ama karısı onun bu davranışını yanlış yorumlayarak kendisine ihanet etmiş olmasından şüphelenir. Onun bu yüzden mutsuz olmasına dayanamayan Orfeo, tanrılara verdiği sözü unutarak Euridice’nin yüzüne bakar ve bunun üzerine karısı yeniden ölür.

Bu olay karşısında korkunç bir mutsuzluğa kapılan Orfeo kendisini öldürerek, Euridice ile birlikte yeraltında dünyasında kalmak ister. Ama son dakikada yeniden ortaya çıkan aşk tanrısı Amor, onun bu üzüntüsüne acıyarak kendini öldürmesine engel olur ve karısının tekrar canlanmasına izin verir. Mutlu çift kutlamalar eşliğinde yeryüzüne döner.

Böylece, öykünün mitolojideki orijinal şeklinde bu kadar şanslı olamayan aşıklar, operanın büyüsü sayesinde bu uyarlamada mutlu sona ulaşırlar.

Orpheus ile Eurydice’nin öyküsünden ve bu ünlü öyküden uyarlanan operadan bahsederken konunun başka bir sanat dalındaki başarılı uyarlamasından, 1960 yılında hem “En İyi Yabancı Film” Oscar’ını hem de Cannes’da Altın Palmiye ödülünü kazanan, yönetmenliğini Marcel Camus’un  yaptığı “Siyah Orfe” (Orfeu Negro) filminden bahsetmeden olmaz. Bu kült film aynı zamanda, Antonio Carlos Jobim ve Luiz Bonfá nın birlikte yarattıkları, muhteşem “Manha de Carnaval” şarkısı ile de çok ünlüdür.

Filmin konusuna gelince, Orpheus ile Eurydice’nin bildiğimiz öyküsünün, günümüzde Brezilya Karnavalı’nda geçen bir aşk öyküsü olarak uyarlanmış bir versiyonudur. Orfeu, Rio de Janeiro kentinde bir tramvay kondüktörüdür. Mira ile nişanlıdır ama evliliğin kendisi için henüz erken olduğunu düşünmektedir. Bir gün tramvaya yolcu olarak binen Eurydice’ye aşık olur. Rio’da karnaval mevsimi gelmiştir. Karnavala Eurydice ile katılan Orfeu’yu çok kıskanan Mira, Eurydice’nin peşine bir ölüm meleği olarak takılmış olan onun eski sevgilisi ile işbirliği yaparak, Orfeu’nun yanlışlıkla genç kadını öldürmesini sağlar. Üzüntüden çılgına dönen genç adam Hades’in yeraltı dünyasını simgeleyen Rio Şehir Morgu’na giderek Eurydice’nin cesedini oradan kaçırır. Mira onu da kollarında sevdiğinin ölü bedeniyle birlikte bir kayalıktan aşağıya düşürerek öldürür.

Aslında bu güzel eserlere kaynak teşkil eden mitolojik öykü, Antik Yunan mitolojisinden sonra Eski Ahit’te de biraz farklı bir biçimde tekrarlanmıştır. Bu tekrar, bir anlamda bu ünlü efsanenin ilk uyarlaması sayılabilir.  Eski Ahit’teki öyküye göre de Sodom ve Gomore kentlerinin yok edilmesi sırasında Tanrı tarafından bağışlanarak kurtulmaları için bir şans verilen Lut ve ailesine kenti terk ederken asla dönüp geride bıraktıkları bu günah yuvasına bakmamaları talimatı verilir. Lut’un karısı bu uyarıya uymayarak geri dönüp bakınca bir tuz kayasına dönüşerek ebediyen aynı noktada kalmaya mahkum olur.

Orpheus ayrıca, burada anlatılan öyküsünden bağımsız olarak, Yunan mitolojik inancına göre Şarap Tanrısı Dionysos’un efsanesi yayan ilk takipçilerinden birisidir. Bu özelliği ile Orpheus, kadim Yunan gizlerinden olan Dyonysos gizeminin yanında Orpheus gizeminin de temelidir. Bu gizler, genelde ölmek ve yeniden dirilmeyi temel alan tarikatlar olarak da düşünülebilir.

Çağnur Gürsan

Yukarı